Evlenmeden önce de ev işleriyle içli dışlıydım aslında. Ancak kendi evimin sorumluluğunu alınca, işin rengi bambaşka bir evreye geçti. Özellikle öğrenci yurdunda, kısıtlı imkânlarla yıkadığım; çoğu zaman renkli-beyaz karışık çamaşırları düşününce… Şimdi çamaşır ayırmak, doğru programı seçmek ve kumaşa göre yıkamak benim için başlı başına bir öğrenme süreci oldu.
Bu yazı belki “fazla gündelik” bulunabilir, bilmiyorum 😊. Ancak burası zihnimi, öğrendiklerimi ve zamanla edindiğim alışkanlıkları döktüğüm bir blog. Kontrol bendeyse, ne istersem onu yazarım diye düşünüyorum 😀
“Bir Kere Giyilmiş Ama Kirli de Sayılmaz” Kıyafetler Meselesi
Muhtemelen pek çok kişinin yaşadığı ve bende de küçük bir takıntıya dönüşen bir durum var:
Bir kere giyilmiş, dolaba kaldırılacak kadar temiz sayılmayan ama bir iki kez daha giyilebilecek kıyafetler…
Siz bu kategoriyle ne yapıyorsunuz?
Ben çoğu zaman doğrudan kirli sepetine gönderiyorum 😊. Ancak son dönemde edindiğim yeni bir alışkanlık var:
Eğer bu tarz kıyafetler fazlaysa, düşük derecede ve kısa programda yıkayıp, içim rahat bir şekilde dolaba kaldırıyorum. Böylece hem hijyen sağlanıyor hem de gereksiz yıpranma olmuyor.
Etiketler Boşuna Değil: Kullanım Talimatlarının Önemi
Edindiğim tecrübeler içinde belki de en önemlisi şu oldu:
Kıyafetlerin yıkama talimatlarına uymak gerçekten şart.
Bu kulağa klişe gelse de, kıyafetin ömrünü ciddi anlamda uzatan bir alışkanlık. Özellikle kazak ve yünlülerde bunu çok net gözlemleyebilirsiniz.
Artık biliyorum ki çoğu kazak için 30 derece fazlasıyla yeterli. Önceden her şeyi 40 derecede yıkıyordum; bazı kıyafetler için fazla, bazıları içinse yetersiz geliyordu.
Şimdi özellikle:
- Fazla kirli olmayan
- Sadece bir kez giyilmiş
- “Yıkasam mı, kaldırmasam mı?” dediğim parçaları
30 derecede yıkamayı tercih ediyorum.
Yünlü ve Kaşmir Ürünlerde Küçük Ama Etkili Detaylar
Yünlülerin çekmemesi için düşük sıcaklık çok önemli. Bunun yanında kurutma şekli de fark yaratıyor.
Ben artık kazakları:
- Mandalla baştan asmak yerine
- Ortadan kurutmalığa asıyorum
Böylece hem sarkma olmuyor hem de formu korunuyor. Gerçek yün ve kaşmir gibi ürünler pahalı olduğu için, biraz daha özen göstermek gerçekten mühim.
Beyaz Çamaşırlar: En Çok Zorlandığım Alan
Beyaz çamaşırlar benim için uzun süre en problemli kısımdı. Öğrencilikte yıkaması zor olduğu için beyaz kıyafetlerden özellikle kaçınırdım. Ancak ev sorumluluğunu alınca bu durum ister istemez değişti.
Üstelik beyaz, bir yandan da dezenfekte etmesi en kolay renk. İlk zamanlarda yeterli bilgim olmadığı için yine 40 derecede, biraz daha uzun programlarda yıkıyordum. Başta yeterli gibi gelse de zamanla yaptığım hatayı fark ettim:
Desenli beyazları da beyaz yığınına katmak.
Gözle görülür bir renk akması olmasa bile, bir süre sonra o “bembeyaz” görüntünün kaybolduğunu net şekilde fark ediyorsunuz.
Artık:
- Tek bir desen bile olsa beyazlarla karıştırmıyorum
- 40 derecenin beyazlar için yeterli olmadığını biliyorum
Şu an beyaz çamaşırları en az 60 derecede yıkıyorum. Makinemde steril ayar olmasına rağmen onu kullanmıyorum. Bunun yerine, makinemde “Eko 60” olarak geçen ve yaklaşık 3 saat süren programı tercih ediyorum. Şimdilik sonuçtan oldukça memnunum.
Bu programa neler giriyor?
- Beyaz kıyafetler
- Havlular
- Çarşaflar
- İç giyim (dezenfekte çok önemli olduğu için)
Bazı hanımlar bunların hepsini ayrı ayrı yıkıyor. Ancak benim evimde beyaz kıyafet sayısı az olduğu için, genelde iki haftada bir beyazlara sıra geliyor.
Çamaşırları Nasıl Ayırıyorum?
Genel olarak çamaşırları şu kategorilere ayırıyorum:
- Açık renkliler
- Tamamen siyahlar
- Renkliler
- Beyazlar
- Nevresim ve çarşaflar
(Bunlar büyük olduğu için arasına küçük çamaşır atmıyorum)
Özellikle bebeğim olduktan sonra, renkli–beyaz ayrımından ziyade açık–koyu renk ayrımına daha çok dikkat etmeye başladım. Çünkü kıyafetler ne kadar kaliteli olursa olsun, zamanla renklerin birbirini kirlettiğini fark ettim.
Deterjan Kullanımı Hakkında Küçük Bir Not
Deterjan konusunda da ufak bir denge kurmaya çalışıyorum. Açık renkliler için:
- Beyazlar için olan deterjandan
- Renkliler için olan deterjandan
yarı yarıya ölçü koyuyorum. Bunun etkisi bilimsel olarak net mi bilmiyorum ama bana daha mantıklı geliyor 😊.
Elbette çamaşır ayırma işi, kirli sepetinin durumuna göre değişkenlik gösterebiliyor. Bazen bakıyorum çoğunlukla siyah kıyafet birikmiş, onları tek seferde yıkıyorum.
Son Olarak…
Galiba ev işlerinde en sevdiğim iş çamaşır yıkamak :’’)
Hem fazla zahmetli değil hem de sonunda içimi rahatlatan, gözle görülür bir temizlik hissi bırakıyor.
Zamanla öğrenilen, deneye yanıla oturan bu küçük detaylar, ev işlerini daha sürdürülebilir ve keyifli hale getiriyor.
