Yazılımda Tembellik: Yapay Zeka ile Öğrenmenin Görünmeyen Yüzü
Hayatımıza yapay zeka girdikten sonra çok kısa bir sürede odak noktamız hâline geldi. Elbette çalıştığımız alanlar da bundan nasibini aldı. Benim için yazılım geliştirme sürecinde yapay zeka adeta elim ayağım oldu. Hatta dürüst olmak gerekirse, zamanla biraz müzdarip olduğum bir aşamaya da dönüştü.
Frontend Öğrenme Sürecim ve JavaScript Yolculuğu
Frontend alanında, özellikle JavaScript üzerine çalışıyorum. Başlangıçta küçük projeleri taklit ederek pratik yapıyor, mantığını anlamaya çalışıyordum. Bu süreç aslında son bir yılın özeti. Şimdi bunları yazarken fark ediyorum ki, bir yıl içinde hiç de azımsanmayacak bir yol kat etmişim.
Öğrenme sürecimin ilk aşamalarında kurslardan ders dinliyor, basit projeleri birebir taklit ederek yazıyordum. Ancak bir noktadan sonra bu yöntem sıkıcı hâle geldi. Yeni bir şey katmıyor, ilerleme çok yavaşmış gibi hissettiriyordu.
Yapay Zeka ile Kod Yazmak: Hız mı, Kolaycılık mı?
Sonrasında yapay zekayı aktif kullanmayı öğrendim. Bu aşama oldukça keyifliydi. Hazır projeleri inceleyerek ilerliyor, takıldığım yerleri soruyor ya da projeye yeni özellikler ekletiyordum. Kodun mantığını kavramak çok daha kolay hâle gelmişti.
Bir süre sonra şunu fark ettim: Kendi proje fikirlerim oluşmaya başlamıştı. Bir konu üzerine ne kadar çok çalışırsanız, o kadar aşina oluyor ve yeni fikirlere daha açık hâle geliyorsunuz. Bu farkındalık beni inanılmaz heyecanlandırdı.
Sıfırdan bir proje geliştirebilmek, zihnimde hep “iyi bir yazılımcı olunca” yapılabilecek bir şeydi. Oysa yapay zeka desteğiyle, henüz dili tam anlamıyla bilmeden bile proje geliştirebiliyordum. Bu durum özgüvenimi fazlasıyla artırdı. İlk projelerimden biri basit bir ilan oluşturma sayfası oldu.
React ile Tanışma ve Geriye Dönüş
Birkaç proje bu şekilde ilerledikten sonra, bir projede Claude kodu React ile yazdı. İşte orada küçük bir panik yaşadım 🙂 Çünkü o ana kadar her şeyi JavaScript ile yazıyor, mantığını az çok kavrayabiliyordum. React ile yazılan projede ise işler değişti.
“Acaba React’e başlama zamanı mı?” sorusu aklıma düştü. Bu benim için ciddi bir eşikti. YouTube üzerinden bir ders serisine başladım. Terminalde çalışmak, framework kurmak çok havalıydı. İlk başlarda her şey keyifliydi.
Ancak konu API’lere geldiğinde duvara tosladım. Eğitimi anlatan kişi JavaScript’i zaten bildiğimi varsayarak ilerliyordu. O an anladım ki, JS bilgim React için henüz yeterli değilmiş. Birkaç gün zorladım ama sonunda JavaScript’e geri dönmekten başka çarem kalmadı. Böylece React macerası askıya alındı.
Zaten aylardır takip ettiğim ve hâlâ bitiremediğim (%86’da kaldığım) bir JavaScript eğitimim vardı. Sıkıldıkça projelere kaçıyor, sonra tekrar dönüyordum.
Anne Olmak, Yolda Kalmak ve Bırakmamak
React denemesinden sonra bir süre durağanlık yaşadım. Aslında bir yazılım geliştirici olma yolunda bu durağanlık pek “ideal” değil. Ama hayat şartlarım da bu kadarına izin veriyor 😊
Anne ve ev sorumlulukları olan bir kadın olarak, benim odağım şuna dönüştü:
Yolda kalmak.
- Bırakmıyorum, ara veriyorum.
- Terk etmiyorum, dinleniyorum.
- Sonra tekrar motive olup devam ediyorum.
Bu durum bana iman hâllerimizi çok hatırlatıyor. Bazen ibadetlerimiz çok düzenli olur, bazen de dua edecek hâli bile kendimizde bulamayız. Ama tamamen kopmayız. Sonra içimiz durulur, yeniden başlarız. Sanki hiç bırakmamış gibi…
Motivasyonun kaynağı tam da burası bence:
Hiç durmamış gibi devam edebilmek.
Bazen koşarak, bazen yürüyerek, bazen de bir taşın üzerine oturup dinlenerek.
Yapay Zeka ile Proje Geliştirmenin Tembelleştirici Yanı
Zamanla aklıma gelen her proje fikrinde soluğu yapay zekanın yanında almaya başladım. Bir şeyler geliştirdim, hatta bazılarını yayınladım ve web siteme entegre etmeyi de öğrendim.
Ama işin bir de dezavantajlı tarafı vardı.
Düşünüp deneyerek bulmam gereken kodları, yapay zeka birkaç dakikada yazıyordu. Ben de kodu okuyup anlamak yerine:
“Şu kısmı değiştiriver.”
demeyi tercih ediyordum. Açıkçası daha kolaydı 😊
Tabii kodları baştan sona tekrar yazdırınca, birkaç denemede limitler de doluyordu ☹
Bu noktada fark ettim ki, bu şekilde ilerleyemezdim. Kodları okumam, anlamam, gerekirse satır satır incelemem gerekiyordu. Açıklama satırları istemem öğretici oldu elbette ama yine de zihinsel çabayı azalttığı bir gerçekti.
Antigravity ve Mühendisçe Düşünmeyi Öğrenmek
Son keşfim ise Antigravity oldu (kocam beye sevgiler 🤍). İçinde birden fazla yapay zekayı destekleyen bir IDE. Bu araç gerçekten önümdeki pek çok kapıyı açtı.
Bu süreçte şunu da öğrendim:
Proje geliştirmeden önce mühendisçe düşünmek.
Artık bir fikrim olduğunda önce arayüzü hayalimde canlandırıyorum. Neler olabilir, nasıl bir görüntüsü olur? Bu aşamada genellikle ChatGPT’den destek alıyorum. Sonra fikri yazıya döküyorum. Hatta bazen prompt’u ChatGPT’de hazırlayıp, projeyi Claude’a yazdırıyorum.
Diplomalı Ama Kendine “Mühendis” Diyememek
Tüm bu gelişmeler içimde kendimi alkışlama isteği uyandırıyor. Ama aynı zamanda acı bir karşılaştırma da yapıyorum. Üniversitede öğrendiklerimle son bir yılda öğrendiklerimi kıyaslayınca hüzünleniyorum.
Diplomalı bir mühendis olmama rağmen, hâlâ kendime rahatça “mühendisim” diyemediğim bir noktadayım. Yine de şartları düşünerek kendime kızmamayı öğreniyorum ve yoluma devam ediyorum.
Son Karar: Önce Temeli Sağlamlaştırmak
Bu yazıyı yazmadan önce vardığım sonuç şu oldu:
Yapay zeka ile proje geliştirmek bana katkıdan çok tembellik kazandırmaya başlamıştı.
Henüz bitmemiş bir JavaScript kursum varken ve “bunu gerçekten anlayarak yazdım” diyebileceğim proje sayısı azken, yeni projelere ara vermeye karar verdim.
İlk hedefim net:
JavaScript kursunu bitirmek.
- Zihnimde tamamlanmışlık hissi olacak
- React’e daha sağlam başlayacağım
- CV’me bir sertifika daha eklemiş olacağım 😄
Yolumu çizerken bunları kaleme almak gerçekten iyi geldi.
Aktif Kullandığım Yapay Zeka Araçları
- ChatGPT
- Claude
- Gemini
- Antigravity (çoğunlukla Gemini)
